Kurdish

English

Arabic

Deutsch

GÜN APOCU RUHLA ÖNDERLİĞİ SAHİPLENME GÜNÜDÜR

Menu

ANASAYFA

GÜNCEL YAZILAR

HPG

YJA-STAR

PARASTİNA GEL

STAR

GERİLLA RESİMLERİ

GERİLLA VİDEO

KİTAPLAR

MÜZİK

İRTİBAT

OKUYUCU YORUMLARI

HPG BAYRAĞI

YJA-STAR BAYRAĞI

 

GERİLLA GÖRÜNTÜLERİ 1

 

GERİLLA

GÖRÜNTÜLERİ 2

 

GERİLLA

RESİMLERİ-1

 

PKK

27 KASIM DOSYASI

 

EKİM ŞEHİTLERİ

 

İRTİBAT

İLETİŞİM


(HPG ile iletişim - Site Hakkında

Genel Bilgiler - Haberler)

 

WEB LİNKS


KONGRA-GEL

TECAK

PKK


 

CUDİ DAĞINDA OPERASYON

3 Mart 2006

    3 MART 2006 TARİHLİ HPG-BİM AÇIKLAMASI


 1 Mart 2006 tarihinde, Türk Ordu Güçleri tarafından Şırnak’a bağlı Cudi dağının Serdehlê, Atatürk Burnu ve Nerduş alanlarını kapsayan savaş helikopterleri desteğinde bir operasyon gerçekleştirilmiştir. Bu gün öğle saatlerine kadar süren operasyonda gerilla güçlerimizle TSK güçleri arasında herhangi bir temas yaşanmazken operasyon güçleri öğle saatlerinde geri çekilmiştir.
Öte yandan, daha kapsamlı bir operasyon için Şırnak başta olmak üzere diğer il ve ilçelere askeri yığınak yapıldığı bilgisi alınmıştır.

3 MART 2006
HPG BASIN-İRTİBAT MERKEZİ

YANAN BİR KADIN DEĞİL, BİR HALKTIR

1 Mart 2006

Mahir Aydın

    Her Kürt, her aile, her ev tartıştı bu kış. Kürt, kördüğümünü tartıştı. Muş tütünleri usta ellerde defalarca sarıldı ha sarıldı. Tütün kokan eller yanaklarda, kara gözler ufuklarda Kürt, talihsizliğine bir çare aradı durdu.
Geçti kim vurduya gidilen eski zamanlar; şimdi televizyonu, radyosu getirenin başına bela olmuş. Kürt dünyadan be haber değil, interneti dağın başına kurmuş, en ileri teknikle film montajı yapıyor artık.
     Gelin görün ki, düşmanda düşmanlığını biliyor, düşmanlığın gereğini dört dörtlük icra etmekte. “Tek bir çakıl taşımı bile vermem” sözleriyle var olan sistem mantığının demek istediği odur ki” Kürt adam olmaz”. İşte böyle Kürt ile Türk boğaz boğaza girer. Türk şunu düşünmeyi akıl etmez ki, aşireti kırıp halklaşan bir toplumun kaderiyle oynamak akıl kârı değildir. Ve bunu anlaması için karşılıklı soykırımların yaşanmasına da gerek yoktur, dönüp tarihine bakması yeterlidir. Lâkin at gözlükleriyle bakınca tarihe de şaşı bakar Türk.
   Böyle olunca hali Türkün, İmralı’ya başkalarının getirdiği halk Önderinin değerini bilmez. Sıradan bir adam sanır. Bir halkın nabzının İmralı’da attığını görünce de çıldırıp, nereye saldıracağını bilmez hale dönen de Türk olur yine. Kürdün talihsizliği Türkün insafına mahkûm olmasıdır. Çünkü insaf kelimesi Türkün defterinde yazılı değildir.

Devamı...

YENİ SALDIRI KONSEPTİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ

28 Şubat 2006

KARAYILAN: YENİ SALDIRI KONSEPTİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ


Koma Komalen Kurdistan Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, 24 Generalin Diyarbakır'a çıkarma yapmasını ve Yaşar Büyükanıt'ın açıklamalarını bir meydan okuma olarak değerlendirdi. Karayılan, yeni bir saldırı konseptinin geliştiğini belirterek, Dargeçit'teki çatışmada kimyasal silah kullanıldığını ve insan hakları kurumlarının bölgede inceleme yapmasını istedi. Diyarbakır'daki örgütlenmiş olan Kürt demokratik kurumlarının pasif duruşunu da eleştiren Karayılan ANF'nin sorularını cevapladı.

 

- Mardin Kerboran’da yaşanan çatışmada kimyasal silah kullanıldığı belirtiliyor. Bu konuda bir açıklamanız olacak mı?

Kerboran’da yaşanan çatışmada meşru savunma güçlerimize karşı devletin kimyasal silah kullandığı yönünde bazı bulgular vardır. İnsan hakları çalışmaları yürüten kurumları ve demokratik kuruluşları bu durumu araştırmaya çağırıyoruz.

Arkadaşlarımız bir buçuk gün çatışarak, direnerek şehit düşmüşlerdir. Duruşları kahramancadır. Anılarına bağlı kalmayı bileceğiz. Tüm şehit arkadaşların ailelerine ve Kürdistan halkına baş sağlığı diliyoruz. Zağrosların, Serhildanların Kerboran’da göstermiş olduğu fedai direniş ruhu halkımızın bütün eylemsel yaşamına örnek olacak bir ruhtur. Biz buna pratikte bağlı kalmalı ve temsil edebilmeliyiz.

Devamı...

BARIŞ ANA’LARINA KULAK VERİN!

27 Şubat 2006

BARIŞ ANA’LARINA KULAK VERİN!

Kasım Engin

Bir yerde çatışkı varsa onun üzerinde düşünmek insani bir duygudur. İnsani bir görevdir, belki de daha fazlasıdır.

 

Filistin sorunu kanayan bir yaradır. Bu soruna çözüm amaçlı her yaklaşım sadece ve sadece takdiri hak eder. Dünyamızda en çok yıpratılan bir halk varsa o da Filistin halkıdır. Adeta kangren haline getirilen öyle bir kördüğüm var ki, çözümü olmazsa olmaz mahiyetinde bir sorundur bu. Yirmi devletten daha fazla bir kavme sahip olan bir halkın parçası olup da kimsesiz yaşama bir kader gibidir. Bir de bu öyle bir halk ki; toprakları kutsal sayılan ve üç büyük dine de misafirlik yapan bir coğrafya. İnsanlık, tanrı nezdinde arınmak istiyorsa önce bu sorunu çözmek zorundadır.


İlkesel olarak yaklaşım herkes için bu olmalıdır. İster sol, ister sağ, isterse İslami renkteki ideolojik duruş olsun, her vicdanlı insan sevdalısının Filistin sorununa yaklaşımı bu olmak zorundadır.

Devamı...

TÜRK DEVLETİ KİRLİ SAVAŞ TARZINDAN VAZGEÇMİYOR!

26 Şubat 2006

26 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HPG-BİM AÇIKLAMASI
 

Basına ve Kamuoyuna;
1- 11 Şubat 2006 tarihinde, TSK güçleri savaş tipi Kobra helikopterleri desteğinde, Şırnak’a bağlı Gabar’ın Dêrşew alanına yönelik bir operasyon başlatmıştır. Söz konusu operasyonda TSK güçleri ile Gerillalarımız arasında herhangi bir temas yaşanmamıştır. Operasyon 13 Şubat 2006 tarihinde sonuçsuz bir şekilde geri çekilmiştir.
2- 20 Şubat 2006 tarihinde, TSK güçleri Şırnak’a bağlı Gabar’ın Çiyayê Bizina, Çiyayê Findikê ve Berê Mirê alanlarını kapsayan bir operasyon başlatmıştır. Operasyon 23 Şubat 2006 tarihinde sonuçsuz bir şekilde geri çekilmiştir.
3- 23 Şubat 2006 tarihinde, Mardin’nin Kerboran ilçesine bağlı Bakwan ile Guriza köyleri arasındaki alanda bulunan gerillalarımızın konumladığı bir noktaya, TSK güçleri bir operasyon başlatmıştır. Aynı gün öğlen saat 10 -11 sularında TSK güçleri ile gerillalarımız arasında şiddetli bir temas yaşanmış, yaşanan bu temas diğer gün öğlene kadar devam etmiştir. Çatışma esnasında TSK güçleri tarafından kobra tipi savaş helikopterleri yoğun bir şekilde kullanılırken büyük bir direniş gösteren gerilla birimimize karşı kimyasal gaz da kullanıldığına dair bilgiler bulunmaktadır. Bu konuda net bilgiler elimize ulaştıktan sonra kamuoyuna açıklanacaktır. Yaşanan bu temasta TSK güçlerinin kayıpları hakkında net bir bilgi elde edilmezken,
SERHİDAN ŞEMSÊ (İDRİS AYKUT) , AMED DARA (YOLDAŞ ÖZEL) , ABBAS BARAN (XALIT ŞEX ALİ), CİWAN CİZİRE (İDRİS İMİR), EŞREF KAHRAMAN (FEVZİ HESKO), MORDEM ŞAHİN (HÜSEYİN ÖZKAYA) ve ZAĞROS AMED (ERGİN EKİNCİ) adlı 7 HPG gerillamız kahramanca direnerek şahadete ulaşmıştır.
4- Türk Ordusunun saldırılarına ilişkin HPG Anakarargah Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada; ‘Şehit düşen arkadaşların ailelerine ve Kürt halkına  başsağlığı dilerken, Bu saldırıların cevapsız kalmayacağını’ belirtilmiştir.


ŞAHADETE ULAŞAN GERİLLALARIMIZIN KÜNYELERİ:

SERHILDAN ŞEMSÊ AMED DARA ABBAS (BARAN) CİWAN CİZİRE EŞREF KAHRAMAN MORDEM ŞAHİN ZAĞROS AMED

 

Devamı...

"GENÇLİK BOTANA ÖZGÜR VATANA"

25 Şubat 2006

TÜRKİYE ve KUZEY KÜRDİSTAN’DA YAŞAYAN YURTSEVER KÜRT GENÇLİĞİNE


Çok önemli tarihi bir süreçten geçmekteyiz. Özgürlük hareketimize ve Önderliğimize karşı yeni bir imha konsepti geliştirilmiştir. Türk devleti ve AKP hükümeti, bu yeni konseptin uygulanmasında ısrarlı görünmektedir.
Dünyadaki gelişmelere rağmen, tarihin karanlığında yaşayan Türk devleti, imha ve inkar politikasında hala ısrar etmektedir. Bu inkar ve imha siyaseti, özgürlük ve demokrasi mücadelemizin derinleştirilmesiyle aşılacaktır.
Bu nedenle Özgürlük ve Demokrasi mücadelemizin temel gücü ve teminatı olan gerilla güçlerimizi büyütmek ve güçlendirmek, her yurtsever-demokrat gencin en önemli görevlerinden biridir.
Baştan beri Başkan Apo önderliğinde şekillenen PKK, bir gençlik hareketi olarak doğup gelişmiştir. Günümüzde de özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesinin en dinamik gücü yine gençliktir. Gençlik özellikle yeni mücadele süreci içerisinde halkımızın değerlerine karşı yürütülen özel ve kirli savaşı boşa çıkarmak için Başkan Apo’nun etrafında kenetlenerek, 2006 yılını yeni bir hamle yılı yapmalıdır.
Bunun için temel görevimiz, özgürlüğün kalesi özgür Kürdistan dağlarında buluşmaktır. Bu nedenle yurtsever Kürt gençliğini
“Gençlik Botana Özgür Vatana” şiarıyla HPG (ve YJA-Star ) saflarında gerilla mücadelesine katılmaya çağırıyoruz.
 

HALK SAVUNMA KOMİTESİ

23 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HPG-BİM AÇIKLAMASI

23 Şubat 2006

 

CUDİ DAĞINDA TSK OPERASYONU

 

22 Şubat 2006 tarihinde, Türk ordu güçleri tarafından Şırnak’a bağlı Cudi dağının Gundik Remo, Şikêra Kera, Geliye Nerax, Tîkera ve Kursê Keçe alanlarına yönelik bir operasyon gerçekleşmiştir. Operasyon aynı gün sonuçsuz geri çekilmiştir.

 



HPG BASIN-İRTİBAT MERKEZİ

ZAGROS DEFTERLERİ

23 Şubat 2006

ZAGROS DEFTERLERİ

Beritan Gulan

Tarih, içinde direnişlerimizin, ihanetlerimizin, var oluş ve yok oluşlarımızın olduğu, hepimizin hayatından akan suların döküldüğü o derin kuyu, hep egemenler tarafından yazıldı. İlk insanların saflığında, halkların yüreğinden akan o coşkun direnişler doldururken tarihin kuyusunu, hep egemenler bakracın ipini çekti… Parça parça geleceğimiz çalındı tarihimizden. Katledilişlerimizin resimleri çekilmedi, trajedilerimizin, bir de dost elinden olan ihanetlerin gerçekleri yazılmadı hiçbir zaman. Yazılmayan uzun ve acılı tarihimizin tarihi de, bir o kadar uzun ve acılı.
İşte bu dağ patikalarımız tarihimize uzanıyor ve belki de bu yüzden gerillalar en çok yürümeyi seviyor. Çünkü Yürüdükçe yazılmamış tarihine yol alıyor. Bu yüzden uzun yol yürüyüşlerimizden sonra sırtımızı dayadığımız kayalıklardaki ter izlerimizin ardında, tarihimizin izleri beliriyor. Gölgesine sığındığımız yanmışlıklardan, hoyrat rüzgarlardan kurtulan her ağacın yaprağında, geçmişimizin sayfaları duruyor. Ve ülke yangınında özgürlüğe susamış yüreğimizle kendimizi vurduğumuz dağlarımızın her akarsuyunda, halkımızın silueti aksediyor.
İşte bu belgelerden, doğanın işaretlerinden, mağaralarda çizilmiş resimlerden ve gizli tarihten edinilen gerçekler günümüze bu şekilde yansırken Toros-Zagros dağ sistemine dayalı vadi ve ovalarda, merkez olarak da Verimli Hilal’de MÖ. 1000-6000 yılları arasında Neolitik tarım ve evcilleştirmenin yaratıcı grupları olarak Aryen kökenli halkların buraları mekan tuttuğunu tarihi yeni baştan yazmanın mutluluğu içinde öğreniyoruz...

Devamı...

AMED! BU DURGUNLUĞUN NEDENDİR?

22 Şubat 2006

AMED! BU DURGUNLUĞUN NEDENDİR?

Zana Azad

Lanetli günlerin en lanetlisi geldi geçti. Onun öncesinde bütün yürekler Amed diye atıyordu. Bir, iki, üç… Milyonlarca yürek Kürdistan’ın kalbi Amed’teydi. Gözler tüm ufukları süze süze Amed ufuklarına dikilmişti. Düşünen beyinler, Amed’i düşünüyordu. Sadece Kürt halkı değil dost, düşman, komşu, uzakta, yakında kim varsa tümü Amed yiğitliğini ve isyanını bir daha görme umudundaydı.
Amed umutlarımızın mekanı. Onurumuzun başkenti. Hep seni düşlerken 15 Şubat böyle mi geçecekti? Nice şehitlerin sana dönük hayalleri vardı. Hayallerini gerçekleştiremediler ama sana miras ve vasiyet olarak bıraktılar.
Bunları düşünürken Şehit Ledan geliyor aklıma sürekli. Evet, bir şehit Ledan vardı. Kendisi bir Farqin çocuğuydu. Bıyıkları henüz yeni terlemişti. Lise birinci sınıfı terk ederek özgürlük saflarının meskenine gelmişti. Portatif diye tabir ettiğimiz gerillalardandı. Mangal yürekli ve sesi bir gerilla generali kadar toktu. Sesi ve sülieti arasında bir tezatlık vardı. Tanımayanlar telsizden sesini duyunca hep bir gerilla generali konuşuyor hissine kapılırlardı. Yiğitti, dobraydı, korkusuzdu, mertti. Korkuyu yenen gerillaydı. Hep şunu derdi; “En büyük hayalim, Amedte bir milyonu aşan bir kitlenin özgürlük yürüyüşünü görmektir. Bunu gördükten sonra şehit düşürsem de gam yemem.” Halkına fedaice bağlıydı. Bu hayalini gerçekleştirmeden 1996 yılında Amed’in Akdağ bölgesinde şahadete ulaştı. Hayalleri, umutları gerçekleşebilir bir gerçekti. Gerçeği görme şansını bize ve halkına bıraktı....

Devamı...

BURASI AMED, LEŞ KARGALARI DIŞARI!..

21 Şubat 2006

Mahir Aydin

Rızgari, Ala Rızgari, DDKD gibi otuz yıldır Kürtler adına tek bir eylem yapmayan örgütlerden arta kalanlar -Rüyalarında birden ne gördülerse- Kürt meselesine el atmaya karar vermişler. Bir tarafta on binlerce şehidiyle ve yarattığı halk gerçekliğiyle görkemli bir güce ulaşan PKK hareketi var, diğer taraftaysa şimdiye kadar PKK’ye karşı Türk devletinin yanında yer alma onursuzluğuna düşen sözde Kürtçüler var. Üstelik bildirilerine “PKK’nin yanında yer almayacağız” diye de eklemişler. Bizim oralarda buna “Kedi uzanamadığı ciğere… der” deyip gülerler. Sanki PKK ve Önder APO, kendilerini adam saymış gibi kendilerini kandırmaktan da, geri durmamış otuz yıldır uyuyan dinozorlar.
Böylelerine Ahmet arif, “Bunlar engerekler ve çayanlardır, bunlar aşımıza ekmeğimize göz koyanlardır, tanı bunları, tanı da büyü…” der acı acı. Bunlar yüzyıllarca Kürt halkının kanını emenler, bunlar aşımıza, emeğimize göz koyanlardır. Gelin görün ki domdom kurşunları Cudi’de, Gabar’da, Ağrı’da biz gerillaların param parça ağızlarındadır. Sorduk büyüklerimize, aldık cevabımızı. Diyarbakırlılar da sorsunlar büyüklerine, bu kişiler otuz yıl önceki eylemlerde nerelerdeydiler. Kaçmayanlarsa PKK’li olmuş, Kürdistan dağlarında yıllarca devrimcilik yapmış, onurluca bir şahadete ulaşmışlardır.

Devamı...

Yorum Ekle...

MURAT KARAYILAN: İRAN KÜRTLERİ DÜŞMANLAŞTIRMAK İSTİYOR

20 Şubat 2006


KANDİL (20.02.2006)-Kürt halkının 15 Şubat uluslar arası komplosunun yedinci yıldönümünde ortaya koyduğu tutumu değerlendiren KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Türkiye-Hamas görüşmesi, TAK ve İran’ın saldırıları konularında açıklamalarda bulundu. Karayılan, Hamas görüşmelerini değerlendirirken, ‘’bizimle de görüşecekler’’ dedi.

15 Şubat’ta komployu kınayan Kürt halkının eylemlerini değerlendiren KKK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, “Kürt halkı ulusal davasına ve Önderliğine karşı geliştirilen uluslar arası komployu dünyanın her tarafında demokratik eylemlerle protesto etmiştir. Bu halkımızın meşru ve yasal bir hakkıdır. Ona rağmen Türkiye ve İran’da kolluk kuvvetleri demokratik eylemde bulunan kitlelere saldırmışlardır. Türkiye’de birçok yerde polis saldırısı ve tutuklamalar yaşanmıştır. Barışçıl, demokratik eylemlere büyük bir tahammülsüzlük söz konusudur” dedi.

‘İRAN KÜRTLERİ DÜŞMANLAŞTIRMAK İSTİYOR’

İran devlet güçlerinin halka yönelik saldırılarının tahammülsüzlüğün en üst boyutu olduğunu söyleyen Murat Karayılan, “İran’daki Kürtlerin Başkan APO’ya sahip çıkmasından dolayı halka saldırarak, dokuz kişiyi katletmesi çok sayıda kişiyi yaralayarak yedi yüze yakın kişiyi de tutuklamış olması düşündürücüdür. Komployu yapanlar bugün İran’ı da çembere almış bulunuyorlar. Buna rağmen İran’ın uluslararası komployu protesto eden Kürt halkına böyle kurşun yağdırması, katliamcı yaklaşması akıl kârı değildir. Yanlış bir siyasettir. Bu gösteriyor ki, İran rejimi Kürtlerin dostluğunu istememekte ve düşmanca bir politikayı esas alarak Kürtleri sıfır bile saymamaktadır. Başkan APO’yu seven Kürtler, İran’a çok düşmanca davranan Kürtler değildir. Ama İran devleti bu tutumuyla Kürtleri adeta düşmanlaştırmak, karşıtlaştırmak istiyor. Sözüm ona şiddet politikasıyla herkesi bastırıp, hizaya getirerek dışa karşı direnebileceğini düşünüyor. Ama bu çağda bu politikayla sonuç alınamaz. Yani Kürt halkını karşına alırsan, sana düşmanca yaklaşmayanları bile bu biçimde katletmeye kalkışırsan bu politikanın başarı getireceğini ve çağdaş olduğunu savunamazsın” diye konuştu.......

Devamı...

Yorum Ekle...

20 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HRK KARARGAH KOMUTANIĞI AÇIKLAMASI

20 Şubat 2006

Basına ve Kamuoyuna


Önderliğimize yönelik geliştirilen uluslararası komplonun 7. yıldönümünde, uluslararası komployu lanetlemek amacıyla Doğu Kürdistan’ın tüm bölgelerinde protesto gösterilerinde bulunan Doğu Kürdistan halkımıza yönelik İran devleti ordu güçleriyle saldırıda bulunmuştur. Yapılan saldırılarda 700’ün üzerinde yurtsever insanımız gözaltına alınmış, yüzlercesi işkenceden geçirilip tutuklanmıştır. Yine İran devletinin bu saldırılarında 11 yurtseverimiz de şehit düşürülmüştür.
İran devleti bu yaklaşımı ile halkımızın en demokratik eylemliliklerine tahammül etmemekte ve katliamcı yönelimlerde bulunmaktadır.
Biz Hêzên Rojhilatê Kurdistan (HRK) güçleri olarak söz konusu gelişmeleri yakından takip ettiğimizi, İran devletinin her türlü saldırılarına karşı sessiz kalmayacağımızı ve her zaman halkımızın yanında olduğumuzu belirtiyor, İran devletini bu katliamcı politikalardan vazgeçmeye çağırıyoruz.
 

Hêzên Rojhilatê Kurdistan (HRK)
Karargah Komutanlığı

Yorum Ekle...

19 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HPG – BİM AÇIKLAMASI

19 Şubat 2006

DOĞU KÜRDİSTAN'DAKİ HALKIMIZA BASKILAR DEVAM EDİYOR


Kürt halkının geçmiş, günümüz ve gelecek tarihine en lanetli gün olarak geçen uluslararası komplonun 7. yıl dönümü nedeniyle Önder Apo’yu sahiplenmek amacıyla Kürdistan’ın diğer parçalarında yapılan protestolar gibi Doğu Kürdistan da yoğun protestolara sahne olmaktadır.
Doğu Kürdistan halkımızın Önder Apo’ya yönelik geliştirilen uluslararası komployu lanetlemek için geliştirdiği protestolara karşı, İran devleti silah kullanarak devlet terörüne başvurmaktadır.
Özellikle Maku, Bazirgan, Poldeşt ve Yolgerdi il ve ilçelerinde devam eden protestolarda 700’ün üzerinde yurtsever halkımız gözaltına alınmış, insanlık dışı işkencelerden geçirilmişlerdir. Bunlardan 150’inin üzerinde yurtseverimiz Urmiye’ye götürülmüş, 160’ı serbest bırakılmış ve yapılan gösterilerde 11 yurtsever insanımız katledilerek şehit düşürülmüşlerdir. Gözaltına alınanlar içinde Azeri uyruklular da bulunmaktadır.
Yine 18 Şubat 2006 tarihinde, İran ordu güçlerine ait savaş helikopterleri, halkı korkutup sindirmek amacı ile Maku üzerinde uçuşlar yapmıştır.
Ayrıca Caferizade adlı bir Maku milletvekili korucu olma ve silah alma yönünde halkı tehdit eden toplantılar yaparak silah dağıtmaya çalışmaktadır. Diğer yandan İran güvenlik güçlerince yapılan katliamın PJAK tarafından yapıldığına dair iddiaları halkın içinde yaymaya çalışmaktadırlar.
İran devleti bir taraftan Doğu Kürdistan halkı üzerinde devlet terörünü sürdürürken diğer yandan Maku, Bazirgan, Yolgerdi ve Poldeşt’te askeri yığınak yapmaktadır.

HPG Basın-İrtibat Merkezi

Yorum Ekle...

18 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HPG-BİM AÇIKLAMASI

18 Şubat 2006

İRAN GÜÇLERİNİN BAŞLATTIĞI SINIR OPERASYONUNDA ÇATIŞMA YAŞANDI

ÇATIŞMADA 8 İRAN ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ
İran devleti Doğu Kürdistan’da bir yandan halkımıza karşı katliam düzeyinde saldırılar geliştirirken diğer yandan da Türk ordu güçleri ile işbirliği içerisinde sınır hatlarında gerillalarımıza yönelik operasyonlar düzenlemektedir.
17 Şubat 2006 tarihinde 80 araçlık askeri konvoy ile Kelareş alanında operasyona çıkan İran ordu güçleri ile HPG gerillalarımız arasında bir çatışma yaşanmıştır. Yaşanan bu çatışmada 8 İran askeri ölürken 6 asker de ağır yaralanmıştır.
Bölgedeki operasyon halen devam etmektedir. Söz konusu çatışmada gerilla güçlerimizin herhangi bir kaybı olmamıştır.
 

HPG Basın-İrtibat Merkezi

Yorum Ekle...

DUYURU

17 Şubat 2006

Daha önce sitemizde sicil sorgu bölümü mevcuttu. Buradan sorulan sicillere cevap vermeye çalışıyorduk. Ancak mevcut koşullarda bu bölümü kapatmış durumdayız. Buna rağmen irtibat adresinden siciller sorulmaktadır.
Bazı nedenlerden dolayı süresiz bir şekilde sorulan sicillere cevap verilmeyeceğini halkımızın bilmesini isteriz. Çünkü içinde bulunduğumuz aşamada tüm gerilla sicillerinin kapsamlıca bir araya getirilmesi çalışmasına ağırlık verilmektedir. Söz konusu çalışma bitmeden sorulan sicillere cevap verilmesinin koşulları mevcut değildir. Halkımızın bu durumu anlayışla karşılayacağını umuyoruz.

HPG-BİM

DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHİDİ

17 Şubat 2006

DÜNYANIN EN GÜZEL ŞEHİDİ

Munzur Dicle  

Saat 00.03 sıralarında hala nöbetten dolayı uyanıkken iki arkadaşın o kara haberi getirişini ve Doktor Ali arkadaşın büyük bir hüzün içinde lanetli bir sessizliğe bürünüşü, saatler alan o halimizi düşününce hala irkiliyorum. Bu anı Erdal arkadaşın şahadetinden sonra yaşamıştım. Şaşkınlık içinde ona bakıyor, bu kaza mermisinin nasıl olup da onun bedenini bulduğunu düşünüyorduk. Yitirdiğimiz bu büyük insanın beklenmeyen şahadeti bizi hazırlıksız yakalamış, tüm düşünce yetilerimizi dondurmuştu. Yine böyle bir sabahı hissettim tam üç yıl sonra…
Ne yapacağımızın çaresizliği içerisinde oturduk gece boyu. Sabaha doğru aşağı indik. Karargâha sabahın ilk aydınlığıyla girdiğimizde herkesin yüzündeki o bakışlarını kaçırışlarını ve ölüm sessizliğini görüyordum. Sanki ölen o değil de, bizmişiz gibi hiç kimse konuşmuyor, birer hayalet gibi ortalıkta geziniyorduk. Karargâha girer girmez uzakta görünen küçük bir ağacın karaya dönüşen gövdesinde ateş izleri belli oluyordu.
Tecrit bir hava var bugün. Soğuk, gri renge bulanmış. Semada kuşlara rastlamak da mümkün değil, güneşten bir parça görmek de zor… Kayalar gibi, ayaz gibi, ölüm gibi soğuk. Dağların şen yüreklerinin gönlünden bugün buz damlaları akıyor. Kalplerde biriken küçük kıvılcımların aleve dönüşen ateşiyle yanan bir gerillanın, Viyan arkadaşın Haftanin’e sinen etkisi, her simada, doğanın her köşesinde, tanrıların saklandığı yerde ve tutuştuğu kayada görülüyordu.....

Devamı...

Yorum Ekle...

16 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HPG-BİM AÇIKLAMASI:

16 Şubat 2006

ÖNDER APO'YA BAĞLIYIZ

DİRENİŞİ YÜKSELTECEĞİZ


1) Reber Apo’nun uluslararası komplo sonucunda korsanvari bir biçimde esir edilmesinin 7. yıldönümü olan 15 Şubat’ta, başta HPG Anakarargah sahası olmak üzere bütün Medya Savunma Bölgelerinde HPG gerillalarımızca uluslararası komplo lanetlenmiştir.
Tarihimize en lanetli gün olarak geçen 15 Şubat gününde gerillalarımız tarafından, bir günlük oruç tutulmuş, uluslararası komplo üzerine toplantılar, tartışmalar geliştirilmiştir.
Yapılan toplantı ve tartışmalarda Önder Apo’ya sonsuz bağlılık sözü yenilenmiş ve Türk devletinin savaş düzeyindeki imha saldırılarına karşı direnişi sürdürmede kararlı olunacağı belirtilmiştir.


2) 16 Şubat 2006 tarihinde HPG Anakarargah Komutanlığı, geçtiğimiz günlerde Süleymaniye’de içinde bulundukları aracın patlaması sonucunda ölen Kani Yılmaz ve Sabri Tori olayı ile Türkiye metropollerinde gerçekleştirilen patlamalara yönelik bir açıklama yaptı. Açıklamada Anakarargah Komutanlığı; “11 Şubat 2006 tarihinde Güney Kürdistan’ın Süleymaniye şehrinde, içinde bulundukları aracın infilak etmesi sonucunda Kani Yılmaz ve Sabri Tori’nin ölmesi olayı ile bir ilgimiz olmadığı gibi 9 Şubat 2006 tarihinde İstanbul Bayrampaşa’da yine 13 Şubat 2006 tarihinde Bahçelievler’de gerçekleştirilen her iki patlama olayı ile de, herhangi bir ilgimiz yoktur.” dedi.


 
16 ŞUBAT 2006
HPG BASIN-İRTİBAT MERKEZİ

Yorum Ekle...

EZGİ YÜREKLİ VE ACILIYIZ

16 Şubat 2006

EZGİ YÜREKLİ VE ACILIYIZ

Zana Azad

Asırların yitik ülkesinden geliyoruz. Yitik güneş ülkesinin oğulları ve kızlarıyız. Dost yüzlüyüz, dürüst ve özlüyüz. Kirimiz, pasımız olsa da -üzerimize atılmış - bizim değildir. Hepsinden temizlenecek aşamadayız.
İnsanın katıksız arılığı özümüzde var. Gizlimiz saklımız yok. Ezgi yürekli ve acılıyız. Nesilden nesile ağıtlarla büyümüşüz. Atalarımızdan bize mirastır.
Sindirilmeye, eritilmeye çalışılsak da, yeniden küllerimizden yaratılma hakkına erişmişiz.
Uygarlık ışığıydık, ta tarihimiz kör düğüme dönüştürüldüğü ana kadar. Sonradan binyılların utanmışlığına gömüldük. Ama soylu sevdamız da vardı. Özgürlük ve eşitlik idealindeydik. Bundan dolayıdır ki; tarih denilip de, aslında cellatların tarihi olan tarihe öykünmedik. Yazılmayan tarihimiz vardı. Devlete, iktidara yürümedik. Çiçek saflığında kaldık.
Gelecek nesillere utanılacak kanlı tarih bırakmadık. Neden mi? Çünkü biz ateşin çocuklarıydık. Ateşin özgürlük dansındaydık. Bir yanımız karanlıklara gömülmek istense de, geleceğin aydınlığıydık.
Nice jenosidlere de uğradık. Sınırlarla Kardeş, bacı, amca, dayı, hala demeden koparıldık birbirimizden.

Devamı...

Yorum Ekle...

HALKIMIZA VE DEMOKRATİK KAMUOYUNA;

12 Şubat 2006

HALKIMIZI MÜCADELEYİ RADİKALLEŞTİRİP SÜREKLİLEŞTİRME TEMELİNDE ÖNDERLİĞİ SAHİPLENMEYE ÇAĞIRIYORUZ


Halkımıza ve Demokratik Kamuoyuna;
Rêber Apo’ya yönelik, geliştirilen uluslararası komplolunun 7. yıl dönümünde, uluslararası komployu bir kez daha lanetliyoruz. Önderlik etrafında ateşten çember oluşturup fedai eylemlikler gerçekleştiren şehitler şahsında tüm Kürdistan özgürlük şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz.

 
Yurtsever Halkımız;
Küresel-kapitalist güçler, Ortadoğu’ya müdahalede bulunurken ilk saldırılarını Önder Apo’ya yönelik gerçekleştirmişlerdir. Bununla Önderliğimizi imha etme, özgürlük ve demokrasi hareketimizi de tasfiye ederek, Ortadoğu’ya dönük planlarını rahat bir şekilde pratikleştirmeyi amaçlamışlardır.
Uluslararası ve bölgesel gerici güçlerin Guantanama uygulamalarını aşan bir tarzda geliştirdikleri bu saldırılara karşı Önderliğimiz, en zorlu İmralı koşullarında alternatif demokratik sistemi geliştirmiş, bölge halkları için yegâne çözümü üretmiştir. Önderliğimizin Kürdistan ve bölge halklarının özgürlüğü ve demokratik kurtuluşu temelinde ürettiği çözümü kendi küresel çıkarları adına tehlikeli gören güçler, bölgeye müdahaleyi sürdürürken Türk devleti de bunu fırsat bilerek 7 yıldır Önder Apo üzerinde yürüttüğü işkenceyi katmerleştirip imha saldırısına dönüştürmüştür. Diğer yandan 80 yıldır vazgeçmemede ısrar ettiği çağ dışı ırkçı politika doğrultusunda, son süreçte halkımıza dönük yaptığı vahşet derecesindeki devlet terörünü doruğa çıkarmış ve gerilla güçlerine yönelik operasyonlarını sıklaştırmıştır.

Devamı...

Yorum Ekle...

AMA ÖYLE ZOR Kİ SENİ LAL DİLİMLE ANLATMAK.....

13 Şubat 2006

Sarya Onur

Buda bizim Sarafinamız. Sarafina, Nelson Mandela beyaz ırkçı yönetimin tutsağı iken Güney Afrika’da doğan, Lideri Mandela’nın tutsaklığını içine sindirmeyen bir kız çocuğudur. Liderinin tutsaklığına alışmamak için ilkokul çağına geldiği günden, Mandela’nın özgürlük yürüyüşlerinin öncüsü olduğu güne dek, odasına astığı büyük portresiyle sohbet etti. Ona günaydın diyerek güne başlar, önlüğünü giyip okula gider, okul dönüşünde o günde onun için bir şeyler yapmamanın kendisine büyük acı verdiğini söylerdi, henüz ilkokul öğrencisiyken. Büyüyüp lise çağına geldiğinde ise Güney Afrika başta olmak üzere, tüm dünyada Mandela için başlatılan özgürlük yürüyüşlerinin lideri oldu bir anda. Tutsaklığına alışmadığı önderliğinin özgürlüğüne kadar dur durak bilmedi. Sonunda önderlerinin tutsaklığına alışmayan Sarafina ve Sarafinaların kararlı duruşları ve özgürlük yürüyüşlerinin baskısına dayanamayan Beyaz Irkçı yönetim Mandela’yı özgür bıraktı. Önderliğimizin tutsaklığına alışmayan Viyan Soran arkadaşımız da, 'Başkan APO’ya özgürlük yürüyüşümüzün’ başını çekti. Ama bizim özgürlük yürüyüşümüzün adı, dili ve eylemi Güney Afrikalıların özgürlük yürüyüşlerinden daha farklı. Bizim önderliğimizin özgürlüğü için başlatılan yürüyüş gerillanın eylemselliğidir. Viyan Soran arkadaşımız ise bedenini ateşe vererek bunun nasıl olduğunu herkese ateşin yakıcılığında ve kutsallığında gösterdi. Evet, o da tıpkı Güney Afrikalı Sarafina gibi Önderliğimizin tutsaklığına alışamadı. Alışamadığı bedenini ateşe vererek o da biz Kürtlerin Sarafinası oldu.

Yetişmek sana eylem güzeli, yetişmek bedenindeki ateşin gücüne. Sana ulaşmak, sende anlama, sende sevdaya, sende aşka erişmek için.
Bir sığınak aradım gözlerinin anlam dolu renginde. Bir selam aradım kadın yüreğinin sıcaklığında. Tüm olguların anlamı ve derinliği bakışlarındaki uzaklıkta saklı. Bakışların, kendine has bir anlatıcı. O bakışlardan dünyaya bakmak ne güzel.

Devamı...

Yorum Ekle...

ŞEHİT VİYAN YOLDAŞIN MEKTUPLARI;

11 Şubat 2006

SEVGİLİ YOLDAŞLARA!


Önderliğin esaret altına alınışının yedinci yılından sekizinci yılına girişi olan 15 Şubat’a bir ay kalırken, şimdiden yüreğim bir volkan gibi kaynamakta ve patlamak için bir fırsat aramakta. Doğada da bir sürü olay volkan gibi patlamak için hep uygun zamana ihtiyaç duyarlar. Tıpkı bir meyve ağacı gibi… Bir meyve olgunlaşana kadar dalından kopmamak için zamanla yarışa girer ve vakti gelene kadar bekler. Böyle olmazsa meyve, meyve olmaz. Varlığında ki inceliği, nazikliği ve canlılığı ispat edemez. Volkan da böyledir. Meyve ağacı güzelliğini, renkliliğini bir elmada, narda ve birçok meyvede ürün olarak emek vermiş yetiştiricisine sunar. Yine Volkan da nerede, ne zaman ve nasıl patlayıp öfkesini göstereceğini, Ehrimenler ve vefasız insanların cezasını nasıl vereceğini bilir.

 

KARANLIK GECELERİN AYDINLIĞI BAŞKAN APO’YA!

YOLDAŞLAR, DOSTLAR VE ACI ÇEKEN KADINLAR!

TÜM DEĞERLİ YOLDAŞLARA!

HAFTANİN’İN ALANININ TÜM SAVAŞÇI VE KOMUTANLARINA!

HAFTANİN’DE Kİ YJA-STAR GÜCÜ ŞAHSINDA TÜM YJA-STAR GÜÇLERİNE!

YURTSEVER VE DİRENİŞÇİ KÜRT HALKINA!

KUZEY KÜRDİSTAN’DAKİ KÜRT HALKINA!

GÜNEY KÜRDİSTAN’DAKİ KÜRT HALKINA!

SEVGİLİ AİLEME!

Yorum Ekle...

ATEŞTEN BİR YÜREK, ATEŞTEN BİR BEYİN, ATEŞTEN BİR EYLEM

11 Şubat 2006

Mücadele tarihimizin kahraman kadın direnişçiliğinin son halkası olan Viyan Soran arkadaşın soylu eylemini ve kimliğini bir kez daha selamlıyor ve anlamında çoğalmanın yaşam ve mücadele gerekçemiz olduğunu belirtiyoruz.
Her eylem, öz anlamın veya öz dinamiğin kendini dışa vuruşunun ifadesidir. Ateşle bütünleşen eylem ise özdeki özgürlük aşkının, anlamının artık hiçbir şekilde yerinde duramaz, kabına sığamaz biçimde dışa vurumudur. Viyan arkadaş, kabına sığamayan bir özgürlük ateşiydi. Kişiliğiyle, duruşuyla, mücadeleciliğiyle yaşarken zaten bir ateşti, eylemi bu iç ateşin Önderliğimiz, örgütümüz ve bunlarla bağlantılı Ortadoğu üzerinde yoğunlaşan tehlike çanlarına karşı bir tavra dönüşmesiydi. Kadın kahramanlığı O’nda, sürecin tüm tehlikelerini ve hassasiyetlerini büyük bir yürekle hisseden, büyük bir beyinle yorumlayan ve ikisini bütünleştiren cesaret ve kararlılıkta temsilini bulmuştur. Bu, özgürlüğe, Önderliğe, halka, halklara, topraklarına, emeğe, insana, kadınlara, çocuklara duyulan büyük bir aşkın eseri olabilir ancak. Ateşten bir yürek ve ateşten bir beyin, ateşten bir eylemi yaratabilir. İşte Viyan arkadaş egemen tarihin halklar, kadınlar, çocuklar üzerinde yarattığı tahribatın yükünü çok genç yaşta fedakârca omuzladı, bu tarihe karşı duyduğu öfke ve intikamla fedaice savaştı. Yaşarken de, şahadete giderken de fedaice savaştı.
Viyan arkadaş genç yaşta büyük sorumluluklar yüklendi, ama kendini adayarak yüklendi. Hiçbir zaman, yüzeysel, geçiştirmeci ........

Devamı...

Yorum Ekle...

ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ATEŞLE ARAYAN GÜZEL YOLDAŞIMA;

10 Şubat 2006

Doktor Ali

Sözün anlam yitimine uğradığı bir zamanda sana tekrar sözle seslenmek ne kadar anlamlı bilemiyorum. Derler ki; ilk insanlar pek konuşmazlarmış. Konuşmamaları da öyle dil bilmedikleri veya çok ilkel olduklarından değilmiş. Doğa ile o kadar özdeşlermiş ki, tüm doğa ile ortak dil kullanırlarmış. Buda en derinden birbirlerini hissetmekmiş. Tüm doğa; hayvanlar, bitkiler ve insanlar aynı frekanstan anlarlarmış birbirlerini. Daha sonra insanlar önce doğayla sonra da birbirleri ile aynı frekanstan ayrılmışlarmış. Ama birbirlerini anlamak için sözü yaratmışlar. Muhammed buna kelam demiş ve Tanrısının ona ilk buyruğu “Oku” olmuş. Kelam; insanların birbirlerini anlamasını sağlayan, altı üsten ayıran, herkese haddini, hududunu bildiren, kısacası asıl toplumdan uzaklaşmış insanları bir arada tutan sihirli kelimeymiş. Sonra bu söze de illet bulaşmış. Öyle ki, cennet diye vaat edilen cehennem, cehennem diye lanetlenen cennetmiş. Ana tanrıça Şahmaranlaşmış, Periler cadı oluvermiş. Asıl sevaplar günah, korkunç günahlarsa sevapmış. Kutsallar şeytanlaşmış, şeytanlar tanrılaşmış. Kara sevdalar hançersiz olmaz olmuş. Lanetlenen insanın sözü de lanetlenmişmiş.

Elbette, İlk insanın sevda tohumunu, sadeliğini, güzelliğini taşıyanlar da varlıklarına devam etmişler. Hem söze anlam kazandırmak ve hem de kaybedilen insanı tekrar aramaya koyulmuşlar. Bunun için tek yoldaşları kire pasa bulaşmamakmış. Derileri soyulsa da, çarmıhlara gerilseler de, koyulara doldurulsalar da boyun eğmezlermiş. Uçurumlardan atıp kendilerini toprakla kutsarmış kimileri, kimisi narinliği ile azgın suları paklarmış, kimileri de ateşte dans edermiş. Volkan gibi patlayıp önce ölüm sonra yaşam olanlar da varmış. Taşırlarmış yürekten yüreğe. Her volkanda daha bir arınır, her uçurumda daha bir kanatlanır, her ateşte daha bir güzelleşirlermiş.

Devamı...

Yorum Ekle...

BASINDAN.....

9 Şubat 2006

FLAŞ- Bayrampaşa'daki patlamayı TAK üstlendi

İSTANBUL (09.02.2006)- İstanbul Bayrampaşa'da bugün bir internet kafede meydana gelen patlamanın sorumluluğunu Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) üstlendi.
İstanbul Bayrampaşa'da bir internet kafede meydana gelen patlamada, ilk belirlemelere göre 6'sı polis 14 kişi yaralandı.
ANF'yi telefonla arayan bir kişi, saldırıyı TAK adında üstlendiklerini söyledi. Sözkonusu örgüt, geçen yıl da İstanbul başta olmak üzere birçok kentte saldırılar yapmıştı......

KAYNAK:FIRAT NEWS AGENCY

Devamı...

Yorum Ekle...

SABRIMIZI ZORLAMAYIN

8 Şubat 2006

KKKKKK Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslar arası bir komplo sonucu esaret altına alınmasının yedinci yılını geride bırakırken, bir kez daha uluslar arası komployu lanetliyoruz. Kürdistan halkının özgür ve demokratik kurtuluşu başta olmak üzere tüm bölge halklarının özgürlüğü için en amansız koşullarda direnişini sürdüren Önder APO’nun özgürlüğünü sağlamanın onurumuz ve namus borcumuz olduğunu belirtiyoruz.

Dün Avrupa basınının Önderliğimizin sağlığıyla ilgili olarak geçtiği haberi son derece önemli ve tehlikeli buluyoruz. Hükümet ve ilgili kurumların toplumsal gerginliği ve Kürt halkının Önderliği karşısındaki hassasiyetini görerek Önderliğimizin sağlığı hakkında gerekli açıklamaları yapmalıdır. Uluslar arası muhatap kurumların da Önderliğimiz hakkındaki bu haberleri ve son görüşmede Önderliğimizin ifade ettiği sağlık sorunlarını ciddiye almalı, gerekli girişimlerde bulunmalı ve İmralı’ya heyet gönderilmelidir. Gelinen aşamada bizim ve halkımızın sabrının daha fazla zorlanmaması gerekir. Aksi takdirde yaşanacak her türlü gelişmeden AKP hükümetinin kendisi sorumlu olacaktır.
 

 

Devamı...

Yorum Ekle...

HPG'YE KATILAN YENİ SAVAŞÇILAR TÖRENLE MEZUN OLDU

8 Şubat 2006

7 Şubat 2006 tarihinde HPG Behdinan Medya Savunma bölgesinde bulunan Şehit Erdal temel eğitim okuluna bağlı Şehit Nucan ve Şehit Kawa eğitim devrelerindeki yeni savaşçılar eğitimlerini başarı ile tamamladılar.

Bu devrelerde yer alan toplam 76 yeni HPG gerillası askeri bir törenle ettikleri yemin ardından diplomalarını alarak mezun oldular.

Söz konusu eğitim devrelerinin kapanış törenine HPG Anakarargah komutanlığı ve Apollo akademiler komutanlığından bazı yönetim üyeleri katılmışlardır.

Törende konuşan HPG Anarakargah komutanı Bahoz Erdal konuşmasında şunları belirtmiştir.
"HPG özgürlük ve Demokratik konfederalizmin teminatıdır. Gerillacılık özgürlüğün iradesi ve nefesidir. , saldırılar nereden gelirse gelsin her türlü saldırıya cevap verileceği bilinmelidir. Sizler bunun için gerillaya katıldınız. Mevcut durumda da Önderliğimize, hareketimize ve halkımıza karşı imha saldırıları boyutlanmıştır. Şehit Viyan’ın geliştirdiği fedai eylem tarzı ve sergilediği direniş ruhu; sürece nasıl cevap verilmesi gerektiğinin ifadesidir."

Törende mezun olan yeni HPG gerillaları da Önder Apo’ya sonsuz bağlılık sözünü verip Şehit Viyan’ın, Önderlik ve bütün Kürdistan halkı ile bütünleşme temelinde gerçekleştirdiği fedai eylemi ile ortaya koyduğu özgürlük ruhuna bağlı kalacaklarını, ve yine Şehit Viyan’ın özgürlük ve direniş çizgisinin sarsılmaz takipçileri olacaklarını belirttiler.

Yemin töreni ardından yeni ve genç olmanın dinamizmi ve bunun doğallıyla yaptıkları moral etkinliklerine devrede ulaştıkları coşku ve mücadele azmi damgasını vurdu. Bu coşku ve mücadele azmini moral etkinliklerini seyreden gerillalarla paylaştılar.
Tören ve moral etkinliklerinin ardından düzenlendikleri gerilla mücadele alanlarına dağıldılar.



HPG – BİM (Basın - İrtibat Merkezi)

Yorum Ekle...

BİR PARTİ DERSİ OLDU VİYAN

8 Şubat 2006

İmralı’dan gelen sese bir yanıt oldu Viyan yoldaş.
Ve tarifi zor acılar bıraktı ardında.
Haber, direniş kalesi Haftanin’den geldi.
An, Viyan’la başladı.
Viyan’la aydınlandı.
Viyan’la taçlandı.
Ve biz Kürtler, bir 15 Şubat arifesindeyiz yine… Bu sefer görevlerimizi tam olarak yapmak, tarihe verilmiş sözümüz. Boynumuzun borcudur başarmak. Zafere kenetlenmiş bir gerilla yürüyüşü için HPG’ye emirdi Viyan’ın eylemi.

 

****

Yıl 1999, Şubat’ın başları, kara günün arifesiydi. Kandil dağ silsilesi ve tüm Kürdistan karla kaplıydı. Ve tüm yollar kapanmıştı. Dünyanın bilmediği ya da bilip de unuttuğu bir coğrafyada, bir zamanlar binlerce Arap, Fars ve Kürdün kan döktükleri Irak-İran sınırlarında defalarca yakılmış bir köyü mesken tutmuştuk. Gerçek sakinleri meçhul olan köyü, Humeyni’nin pastarları yakmışlardı. Bize kalansa çok sonraları terk ettiğimiz etrafı çitlerle sarılı, kızıl bez parçalarının geçen zamana inat dalgalandığı, yıllar öncesinden kalan İran KDP peşmergelerinin mezarlarıydı. Kazayla şehit düşen bir arkadaşımızı peşmergelerin yanına gönül rahatlığıyla gömerken arkadaşlarımızın yüzlerindeki ifadeleri görülmeye değerdi. Yüzlerimize yansıyan ifade, Kürtlerin acı talihleriydi. Ve üstelik Önderliğimizden de bir haber yoktu.

Devamı...

Yorum Ekle...

IRKÇILIĞIN ZAFERİ GÖRÜLMÜŞ MÜDÜR?

6 Şubat 2006

Devletli devletsiz halkların varlığı, onuru, liderlerine gösterilen yaklaşımla ölçülür. Çünkü tüm halklar, cinsler, dini inanç ve etnik gruplar önderleriyle temsil edilirler. Onların şahsında uluslararası arenada siyasal kimlikleri ile yer edinirler. Bir halkın ve grubun önderine verilen değer, o halka ve gruba verilen değeri ifade eder.
Bu bakımdan bir önderin esareti, temsil ettiği halkın esaret altına alınması anlamını taşır. Hele o önder toplumları değişime uğratacak yeni bir paradigmanın yaratıcı gücüyse o öndere yapılan saldırı, insanlığa karşı yapılan bir saldırıdır. Saldırının kapsamı geniştir, sistematiktir. Üç ayaklıdır. Bir ayağı ABD, bir ayağı AB, bir ayağı da Türkiye’dir.
Dillerine doladıkları demokrasi ve özgürlüktür. Halkların doğal toplum olma ideallerini vaat ederken kirli hesapların peşindedirler. Kendi çıkarları adına bir halkın kültürel, tarihi ve siyasal soykırımı pahasına imha saldırılarını sonuna kadar sürdürmek isterler.
Hepsi de kötülük imparatorluklarını kurmuşlardır. Bunun sevdasından vazgeçme vicdanlılığından, onun etik ahlakından yoksundurlar. Onlar için insan, doğa ve evrende ne varsa satılıktır. Tüm bunların gaspının gereğine soyunurlar. Hukuk mu? Yapacakları soygunun, talanın düzeyine göre kılıfına uydururlar. Bir argüman tuttururlar. Adına liberalizm derler. Ve bir ahtapot gibi kollarını her tarafa uzatırlar.

Devamı...

Yorum Ekle...

YURTSEVER HALKIMIZA VE KAMUOYUA;

3 Şubat 2006

HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞI VE YJA STAR KOMUTANLIĞININ AÇIKLAMASI;
Yurtsever halkımıza ve kamuoyuna;


Haince bir komplo sonucu esaret altında 7 yıldır tutulan Önderliğimiz üzerindeki imhaya dönük baskı ve şiddet uygulamaları her geçen gün arttırılmaktadır. Kürt halkının Önderlik üzerindeki hassasiyeti herkesçe biliniyor. Önderliksiz yaşamın haram olduğunu her fırsatta dile getiren halkımız ve hareketimiz, yıllardır Önderliğimizin özgürlüğü için yoğun bir mücadele içerisinde olmuştur. Özellikle bu konuda halkımızın gösterdiği direnişi saygıyla selamlıyor, mücadelenin daha da yükseltilmesi kararlılığında olunması gerektiğini belirtiyoruz.
Hareket olarak, Önderliğimiz ve halkımız üzerinde imhaya dayalı geliştirilen bu şiddet uygulamalarını kabul etmiyoruz. Geliştirilen bu saldırıları lanetliyor ve kınıyoruz. HPG ve YJA STAR olarak, 2006 yılını fedailik ruhuyla hamlesel ele alıyoruz. Bu ruhla özgürlük mücadelemizi yükseltip sonuç alıncaya kadar direneceğimizi ve savaşacağımızı vurguluyoruz. Gerillanın her zamankinden daha fazla iddialı ve kararlı olduğunu belirtiyoruz. Gerillanın öfkesi her zamankinden daha fazla büyüktür. Gerillanın öfkesini dindirmek oldukça zorlaşmıştır. Her şeyiyle Önderliğe kilitlenmiş gerilla, sürece fedaice katılmanın kararlılığı içerisindedir. Bu kararlılığın ve iddianın somut örneği, 1 Şubat gecesi kendini yakma eylemiyle Önderliğe cevap veren Viyan Karox (LEYLA WELİ) arkadaştır. Viyan Karox arkadaş yaklaşık 2 yıldır fedai eylemi üzerine yoğunlaşan bir arkadaşımızdır. Örgütün, geliştirdiği fedai eylem önerisini kabul etmemesi karşısında ikna olmamış, fedai eylemi kararlılığından vazgeçmemiş, tüm çabalara rağmen bu ısrarını korumuştur. Bunun sonucunda Viyan arkadaş, bir 15 Şubat’ı daha bu biçimde karşılayamayacağını belirterek kendini yakma eylemini geliştirmiştir.

Devamı...

Yorum Ekle...

SÜLEYMANİYE’NİN ALTIN KIZI FEDAİ EYLEM ARDINDAN ŞAHADETE ULAŞTI…

3 Şubat 2006

3 ŞUBAT 2006 TARİHLİ HPG BİM AÇILAMASIDIR:
Basına ve Kamuoyuna,

SÜLEYMANİYE’NİN ALTIN KIZI FEDAİ EYLEM ARDINDAN ŞAHADETE ULAŞTI…



HPG Yönetiminde yer alan Viyan Karox (LEYLA WELİ) Arkadaş’ımız Réber APO üzerinde geliştirilen imha konseptinine karşı 1 Şubat 2006 tarihinde Haftanin alanında bir fedai eylem gerçekleştirerek şahadete ulaşmıştır.
Özgürlük Güneşimiz Reber APO’ya yönelik lanetli uluslar arası komplonun başlatıldığı şubat ayının başında Viya Karox arkadaşımızın gerçekleştirdiği eylem tüm HPG yapı ve yönetimini düşünsel ve ruhsal olarak derinden sarsmıştır.
Viyan arkadaşımız ardında Reber APO’ya, Kürdistan Halkına ve yoldaşlarına bir mektup bırakarak 1 Şubat akşamı kendisini yakmış ve Réber APO’suz yaşamın asla kabul edilemeyeceğini haykıran, ‘ateşten çember şehitlerinin’ son büyük halkası olmuştur.
Viyan Arkadaşın attığı sloganları fark eden arkadaşlarımız müdahale etmeye çalışmış ancak çabaları sonuç vermemiştir. Çünkü Viyan arkadaşımız kendisini ateşe vermeden önce benzini içine çekmiş ve eyleminin durdurulması için geriye hiçbir seçenek bırakmamıştır.
Teslimiyet ve ihanete karşı uçurumlardan özgürlüğe uçan Beritanlar’ın Réber APO’ya dayatılan komlolara karşı kendisini düşmanın beyninde patlatan Zilanlar’ın, Semalar’ın ardından, Viyan yoldaşımız Önderliksiz yaşama asla geçit vermeyeceğimizin yeni haykırışı ve yakıcı gerçeği olmuştur.
Dersimden Viyan yoldaşın vatanı Soran’a, Amanostan Doğu Kürdistan’a bütün gerilla Sahaları iki gündür tüm gerilla yoldaşları, Viyan yoldaşın eylemine anlam vermek için yoğunlaşmakta ve buz kesen bir sessizlikte ateşten muhasebe yapmaktadır.

VİYAN KAROX ARKADAŞ’IN MÜCADELE YAŞAMI….
Viyan Karox ( LEYLA WELİ)Arkadaş’ımız 1981 yılında Güney Kürdistan’ın Süleymaniye şehrinde dünyaya gelmiş, 1997 yılında Özgürlük hareketimize katılıncaya kadar burada kalmıştır. Okuduğu liseyi terk edip özgürlük dağlarına ilk adımı attığında henüz 16 yaşındadır.
Fakat üstün kavrama gücü ve yurtsever bir aileden gelmesinin etkisi ile çok kısa bir süre içinde özgürlük hareketimizde değişik yönetim kademelerinde görev almıştır.

 

Devamı...

VİYAN KAROX ARKADAŞIN FOTOĞRAFLARI

TARİH TAKERRÜR ETMEYECEKTİR!

3 Şubat 2006

Yaşadığımızı sanıyoruz değil mi? Hem de bütün dünya insanları gibi özgür ve umutlarla dolu yaşadığımızı sanıyoruz. Lâkin öyle şeylerle karşılaşıyoruz ki, ne biçim yaşadığımızı, daha doğrusu insan yerine konulup konulmadığımızı tarih sorduruyor bize. Aynı tanıdık yüzlerin, “İşte pis Kürt, sana böyle yaparım!” diyerek boynumuzu sicimle sıktıkları bir dönemde yine dönüp tarihimize bakmak, Kürtlere yol gösteren önderlere reva görülen bu adaletsizliklere isyan ederken biz Kürtleri de sorgulamak, gafilliğimize artık dur demek gerekmiyor mu diye düşünmeden edemiyorum doğrusu.
Karla örtülen dağlarda, yüreğimizi İmralı’ya emanet etmenin acısıyla baharın gelişini iple çekerken Önder Apo’nun altı yıldan beri tutulduğu hücre içinde daha küçük bir hücreye konulduğu haberi geldi. Evet, anlaşılıyor her şey. Güneşimize, denizin dibine itilerek uygulanamayan idam cezası uygulanıyor. Böylelikle Önder Apo korkusuyla yatıp kalkan düşman, korkusunu sergileyerek yenmeye çalışıyor.
 

Devamı...

Yorum Ekle...

HALKIMIZA VE KOMUOYUNA

2 Şubat 2006

Halkımıza ve Kamuoyuna;


28.01.2006 tarihinde sözde HPG gerillalarıyla yapıldığı iddia edilen bir anket bazı basın-yayın organlarına yansımıştır. Söz konusu anket HPG gerillaları içinde yapılmadığı gibi gerilla güçlerimizin bakış açısını ve gündemini temsil etmemektedir. Bu yüzden anketin gerilla güçlerimizle herhangi bir bağlantısı yoktur. Aksine HPG’nin gündeminin ne olduğu ve neye yönelik olduğu herkes tarafından iyi bilinmektedir.


2 ŞUBAT 2006
HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞI

 

BAŞSAĞLIĞI

1 Şubat 2006

Yurtsever Bağdu Ailesine


30 Ocak 2006 tarihinde Kürdistan’ın seçkin yurtsever insanlarımızdan Zilan Şeyhi Süleyman Bağdu’nun, bilinen karanlık güçler tarafından Batman’da şehit düşürülmesi nedeniyle başta yurtsever Bağdu ailesi olmak üzere, çevresi ile tüm Kürdistan halkının acı ve üzüntülerini paylaşıyor ve başsağlığı diliyoruz.

1 ŞUBAT 2006

HPG ANAKARARGAH KOMUTANLIĞI

 

POLİS MEMURU HAKAN AÇIL SERBEST BIRAKILDI

27 Ocak 2006

HPG gerillaları tarafından esir alınan Hakan Açıl’ın iadesi için girişimlerde bulunan, MazlumDer ve İHD’den oluşan bir heyet, Açıl’ın babası ile birlikte bugün (27 Ocak Cuma) saat 10:30 sularında gerillaların aldığı güvenlik önlemleri altında Meşru Savunma Bölgesine gelerek esir polis Hakan Açıl’ı güvenli bir şekilde teslim almıştır.
Heyetin büyük bir çoğunluğuna devlet güçleri tarafından Cizre’den geçişlerine izin verilmezken, geçişine izin verilen Mazlum-Der genel başkan yardımcısı Şeyhmus Ülek, İHD Genel Başkan Yardımcısı Kiraz Biçiçi, ve Hakan Açıl’ın babası Muammer Açıl’dan oluşan üç kişilik heyet, daha önceden gerilla tarafından hazırlanan tören yerine gelerek polis memuru Hakan Açıl’ın teslim aldı. Tören esnasında bir konuşma yapan heyet başkanı Ülek; heyet olarak bu kadar zorluklara katlanmalarının ve sınırları aşmalarının sebebinin insana verdikleri değerden kaynaklandığını belirtti. HPG gerillalarının da bu kadar zorluğa karşı polis memuru Hakan Açıl’ı sağlam bir şekilde ailesine teslim etmelerini insani bir yaklaşım olarak değerlendirerek onları kutladıklarını belirtti.
Öte yandan Hakan Açıl’ın serbest bırakılması sırasında bir konuşma yapan HPG Meclis üyelerinden Kurtay Faraşin; bir süredir Hakan Açıl’ın gerillaların elinde bulunduğunu belirterek, esas sorunlarının inkar ve imha siyasetinde ısrar eden devletçi zihniyet ile olduğunu vurguladı.
Açıl’ın babası ise; çok heyecanlı ve yeniden doğmuş gibi mutlu olduğunu belirtti. Yine gerillalara teşekkür eden Açıl, eskiden gerillaları kötü sandığını, ancak oğluna karşı göstermiş oldukları insancıl muameleden dolayı bu düşüncesinde yanıldığını belirtti. Uzun süredir gerillaların elinde bulunan polis memuru Hakan Açıl ise, ailesine kavuştuğu için çok mutlu olduğunu ve gerillaların ona göstermiş oldukları iyi yaklaşımdan ötürü teşekkür etti.

HPG Basın-İrtibat Merkezi
27 OCAK 2006

 

DEMOKRATİK KONFEDARALİZM 21.YY'IN BAĞIMSIZLIK ÇİZGİSİDİR

26 Ocak 2006

“Hukuku mu tanırsan bende senin hukukunu tanırım” satırları harfiyen Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın söyledikleri olmasa da, içerik olarak söyledikleri ve savunduklarıdır. Ve bu ilkesel bakış, genelde de dünyamızda kabul görmektedir.
Beni tanıdıkça, benim kimliğime saygı duydukça, beni kabul ettikçe benden de kabul edilmeyi bekleye bilirsin. Aksi durumda bunu beklemek ya da sadece ve sadece karşıdakinin hukukuna uymak, ona boyun eğmek, olsa olsa onursuzluk olur. Bunlar oldukça insani istemler oldukları kadar iradesel duruşunda olmazsa olmazlarındandır.
Kürt halkı yeryüzünde yaşayan en eski halklardan sayılır. Ne var ki bu gerçeklik hep göz ardı edilmesinin de ötesinde inkâr ve imha yaklaşımıyla da sürekli hakarete uğratılmıştır. Doğaldır ki, Kürtler de var olmak için hep bir mücadele içerisinde olmuşlardır. Beğenilir ya da beğenilmez, Kürtler böyle bir diyalektiği yaşamışlardır.
Yeryüzünde bu türden mücadeleler ağırlıkta bağımsızlık adı altında, ayrı devletleşme talepleriyle sonuçlanmıştır. Bir nevi değişmez bir kanun olarak mücadeleye kalkışanların karşısına bu hep dikili vermiştir.

Devamı...

 

SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ

24 Ocak 2006

Özgürlüğü aramak, tarihin en zor işi olsa gerek. Taşradan, Kürdistan’dan İstanbul, Ankara gibi metropollere geçenler ve onların Türk okullarında okuyan çocuklar kadar kimse bunu ruhunun derinliklerine kadar hissetmez. Kolay mıdır devletin karşısına geçip insaf dilemek, insanca yaklaşım beklemek? Hayır olmaz! Bu noktada düzene boyun eğersen ve yerini yapmayı bilirsen yaşayabilirsin. Kalkıp düzenle boy ölçüşmek haddine mi? Düzen sana aldan der, içkiye aldan, uyuşturucuya, kadına ve kumara aldan. Böylelikle daha 18’inde, daha yaşamadan ölenler arasına girersin. Ve Gılgamış destanında halkına ihanet eden Enkidu gibi aldatan kadına lanetler ederek “Keşke Aldanmasaydım” dersin.
Yeryüzünün tanrıları ile savaşmak her babayiğidin harcı değildir. Tanrıların yüzlerimize gülümseyişine bakmayın, ruhları buz tutmuş zordest yaratıklar, ağlarını hücrelerimize kadar örüp kanımızla beslendikleri için derin uykudan uyanmamızı hiçbir zaman istemezler. Hele kalkıp meydan okumak mı tanrılara? İşte vay o meydan okuyanın haline! İnsanların aldanıp ihanet edenleri o kadar çoktur ki, yakalanan asiler(!) önce teşhir edilirler, sonra da türlü türlü korkutmalar ve öğütlerle hizaya getirilirler. Bu da olmazsa işkencelerle katledilirler.

Devamı...  

ÖNDERLiKSiZ OLMAK, YOK OLMAKTIR!

İstemlerimizin, bağlılıklarımızın en güzel geriletilme yöntemi; onlara yöneltilen saldırıların her gün bir parça daha ilerletilip süreklileştirilmesidir. İstemlerimizin gerçekten ne kadar istenilen olduğu o noktada ortaya çıkar. Ya geriletilmesine izin vermeden onlara kavuşmanın istikrarlı mücadelesi verilir ya da “istem güzel ama ulaşma imkanı yok” deyip tam bir boyun eğişle, utanılası bir vaziyette geriye çekilir. Amaçlanandan vazgeçmek, gelecekten, yaşamdan, soluk alıp.....

Devamı...

“Yenİden tarihin şen çocuklarI”

Toprakla bu kadar bütünleşmiş olmaya anlam vermek gerçekten zor. insan kendini neden bu kadar toprağa yakin hisseder? ‘Topraktan gelmek, toprağa gitmek, topraktan yaratilmak, toprak olmak’ Mezapotamya insaninin kendini en çok tanimladiği, varoluşunu izah etme biçimleri olarak öne çikan tanimlamalardir.
Toprağa ilk yerleşen, topraği yurt edinen ilk halk olmasindan kaynakli olsa gerek; ‘Yeri yurdu

Devamı...

KELAREŞ ALANINDA ÇATIŞMA!

13 Ocak 2006 tarihinde Kelareş alaninin Xana Vine köyü civarinda, HPG gerillalarimizla iran pastarlari arasinda bir temas yaşanmiştir. Yaklaşik yarim saat süren bu çatişmada 2 iran pastari yaralanirken, HPG güçlerimizin hiçbir kaybi söz konusu olmamiştir. Çatişma iran pastarlarinin başarisizliğiyla sonuçlanmiştir.
15 OCAK 2006
HPG BASIN-iRTiBAT MERKEZi

 

 

KURBAN BAYRAMI MESAJI

Yurtsever Kürdistan Halkina


Yurtsever halkimizin ve islam âleminin Kurban Bayramini kutluyor, bu bayramin halkimiz ve islam âlemi için demokrasi, özgürlük, dayanişma ve kardeşliğe vesile olmasini diliyoruz.

 

HPG Anakaragah Komutanliği
 

9 Ocak 2006
 

 

GÜLÜP YÜRÜYENLER

Zagros`un zirvelerinde yaşlı bir gerillanın, Kürdistan`ın kendine has kıyılmış tütününden -doçka kalibreli- bir sigara içmeden, Sierra Maestra`daki Che Guevera`nın içtiği Havana purosunun tadını anlamak, çok fazla mümkün değil. Dağlı olmanın, dağda olmanın insanı nasıl yüceliklere ve özgürlüklere yaklaştırdığını anlayabilmek için dağlı olmak lazım. Hira`daki Muhammed`i, Sina`daki Musa`yı, Sierra Maestra`daki Che`yi,

Devamı...

HAFTANiN SINIR HATTINDA HAVAN SALDIRISI

15 Ocak 2006 tarihinde gündüz saat 13:00’de Haftanin sinir hattindaki Kasruke, Mergeşiş ve Partizan tepelerine yönelik düşmanin rastgele havan atişlari gerçekleşmiştir. Alana yönelik havan atişlari gün boyu devam ederken olayda 1 köylü de yaralanmiştir.

16 OCAK 2006
HPG BASIN-iRTiBAT MERKEZi
 

 

 

KUŞ GRiBi Mi ÖLDÜRÜR, YOKSA KÜRT GRiBi Mi?

Grip, bildiğim en ağir hastaliktir. Babaannemin hastaliklarindan bilirim bunu. Kisacasi Haydar’i Çanakkale savaşinda kaybeder, sonra kocasinin uyuşuk divane kardeşi kaderi Ose’yle evlenmek zorunda kalir. Köyün delisine dönen Reşe’nin kizi babaannem; saygin, sakin, emekçi bir çoban olup Türkçe bilmediği için hayati boyunca asker kaçaği olarak askere güttürülmekten korkan,

 

Devamı...  

Yeni YIla KadInIn Rengini Vermek

Yeni bir yila da girdik. Herkes bir şeyler umut ederek girer yeni bir yilla. Değişik beklentileri ve istemleri olur hakli olarak her insanin. Biz kadin gerillalarin da, hayal ve istemlerimi vardir elbet. Tabii bunlar birey olarak kendimize ilişkin istemler ve beklentiler olmuyor. Çünkü sorumluluklarimiz var. Bu sorumluluklarimiz, uğruna mücadele ettiğimiz ve savaştiğimiz değerler, ve amaçlardir. Beklenti ve umutlarimizin bu

Devamı...  

 

 

DAĞLARA SELAMIMDIR

Sizi yazmaktan, size yazmaya geçiş yapmak, sizden dünyaya bakmaktan, dünyadan size bakmaya geçiş yapmak, benim için ne kadar zor bir şey. Galiba bunu siz, benden daha iyi anlayabiliyorsunuz. Selam göndermenin, unutmamanın, vefanın değerini size anlatacak değilim. Parmaklarımı tuşların üzerine bıraktığımda, artık beton bir binanın, demir yığınlarının, o mekanik gürültülerin içinden yazmıyorum.
Doğrusunu isterseniz, henüz gideceğim yere gitmedim. Tam gidecekken gidemedim. Gitmek istemedim. Aslında gittim de gidemedim. Mekânsal geçişleri yapmanın, bu kadar hızlı ve kolay olduğu bir zamanda, ruhsal geçişlerin bu kadar zor olmasını, ruhları aynı olanlar anlayabilir ancak. Ruhların bu kadar küçülüp, parçalandığı ve birbirini yiyip tükettiği bir zaman ve mekân gerçeğinde, her şeyiyle, bir ruhu yaşayanların ruhsal birliği içinde yer aldıktan sonra, nasıl başka bir dünyaya geçebilirdim ki?
Velhasıl, size bir selam yazmanın hiç de kolay bir şey olmadığını, bildiğimi biliyorsunuz. Dağlı selamlarının nasıl taşındığını biliyorum. En sevdiğim işin, selam taşımak olduğunu, selamların dağların en kıymetli ve güzel yükü olduğunu biliyorum. Birinizden birinize taşıdığım selamların bir sözden ibaret olmadığını da, iyi biliyorum.

Devamı...

 

HPG »»» SİTE ARŞİVİ - 1 - 2 - 3- 4 - 5

[ Back ]

 

15 ŞUBAT DOSYASI

 

 

 

RÊBÊR APO


A. Öcalan

 

HPG YAYINLARI
 

Gerilla Şiir Kitabı

 

Gerilla Romanı

 

     
HPG (Halk Savunma Güçleri) Resmi Sitesidir.
HPG-BİM tarafından yapılmıştır.
HPG Online © 2003 - 2006 Tüm hakları saklıdır.